Hukuk Medeniyeti Anasayfa
Giriş Yap Üyelik Girişi
Haberler Haberler
İçtihatlar
İçtihatlar Koleksiyonlar
Forumlar
İnfaz Hesaplama İnfaz Hesaplama
Hukuki Soruları Sor Vatandaş Soruyor
Şerhler
Şerhler
Yargıtay Karar Arama Motoru Arama
İletişim İletişim
Hukuk Medeniyeti Facebook Facebook
Giriş Yap Üye Ol





Sitenize Ekleyin


Evrensel hakikat ve evrensel adalet nasıl inşa edilir?



EVRENSEL HAKİKAT NEDİR?
“Hakikat zamana göre değişir mi?”

Hakikat zamana ve coğrafyaya göre değişmeyen gerçek demektir. Bugünün konjonktürel hakikati, yarının konjonktürel yalanı olabilir. Peki çağlar ötesine göre değişmeyen hakikati nasıl  belirleyip ona ayak uyduracağız? Konjonktürel hakikat evrensel hakikati törpülerse  ne yapacağız?Bir başka soru: Yalanlar arasında sıkışmış doğruları ayıklamanın güçlüğü ortadayken. İnsan doğruya nasıl ulaşır?

Doğru; aklımız ve duyu organlarımızla elde edilen bilgilerdir. Peki duyu organlarımız yerinde ve sağlam olsa bile doğruya ulaşmamızı sağlayan bilgilerde veya iletişim kanallarında bir eksiklik olup olmadığını nasıl fark edeceğiz? Bir mahkeme bir sanığı hapis cezasına mahkum ediyor bunu yaparken onun suçlu olduğuna inanıyor ancak yıllar sonra bir şekilde suçsuz olduğu anlaşılıyor. Peki biz hakimler, evrensel olarak kimsenin itiraz edemeyeceği doğruya nasıl ulaşabilir,  ne yaparsak hataları sıfır noktasına indirip insanları daha az mağdur edebiliriz.

Doğruya ulaşma yolundaki tüm yetki ve güç mahkemenin elinde midir? Yoksa elindeki kıt  imkanlara rağmen  mahkemeden keramet göstererek hakikati bulması mı isteniyor? 
Mahkemelerde görev yapanlar insan değil mi? 

Öyle ise yasama ve yürütmenin yargının vicdani yükünü azaltacak tedbirleri bir an önce hayata geçirmesi gerekmiyor mu?. Bunun için de önce vicdan sahibi yargı mensuplarının görüş ve düşüncelerine müracaat etmek gerekiyor. Yargı mantalitesine sahip olmayanların insanları daha cesurca ve daha özensiz  yargıladıkları ve suçladıklarına şahit oluyoruz. Toplumsal linç diyebileceğimiz bu felaketten kurtulmanın yolu adaleti kendi düzleminde bırakmak ve hinterlandını daha da güçlendirmektir..

Güçle hakikat arasında nasıl bir ilişki var?

 Dün Adnan Menderesi asan güç, yaptığının doğru olduğuna inanıyordu. Bugün o darbecileri ve onların yaptıklarını savunan var mı?  Peki ne değişti? Dün Ahmet Kaya'yı taşlayanlar bugün günah çıkarırken bizi o yanışa sürükleyen nedir diye acaba vicdan muhasebesi yapıyorlar mı? Önemli olan yanlışlardan ders çıkarmak değil mi?

Peki Evrensel Hakikat nedir?

Aklınız bir işin doğru olduğunu emrediyor ancak on yıl sonra yaptığınız işin doğru olmadığına kanaat getirirseniz ne olacak.? Sizi on yıl sonra farklı düşünmeye iten etkenler nedir. Hz. Ömer cahiliyye döneminde kızını diri diri toprağa gömerken yaptığı işin doğru olduğunu sanıyordu ancak bakış açısı müslüman olduktan sonra değişmedi mi?

Demek ki insan aklının her zaman hakikati bilmesi mümkün değil. Zira insan yanılan ve yanılması mümkün bir varlıktır. Daha az hata yapmamak için bir takım faktörler  gerekiyor, bunların başında aklın, ruhun ve gönlün aydınlanması gelir. Bir başka ifade ile ilim ve feraset gerekiyor. Herkes bir olaya bakar ancak çok azı olayın arka planındaki ve derinliğindeki hakikati görür.. Demek ki gören, göz değil akıl ve gönüldür.. İnsanın görüş mesafesi ve görüş derinliği aklıyla, tecrübesiyle ve ilmiyle doğru orantılıdır. Çocuklar da çok şeyi görür ancak büyüklerin gördüklerini göremezler.

YANILMAYAN ADALETİ NASIL İNŞA EDEBİLİRİZ?

Bu günün konjonktürüne göre doğru bildiğimiz eylem, karar, ve davranışlar yarın yanlış olarak zihnimize kazınabilir. Öyle ise yaptığımız işi evrensel kriterlerle test etmemiz ve ona göre doğruyu bulmamız gerekiyor. Tarihin bizi yargılayıp suçlu bulmasını istemiyorsak   eylemlerimizi çağlar ötesi eleştiri süzgecinden geçirmek zorundayız.

Adalet güç kabul etmez. Gücün olduğu yerde adalet olmaz. Şayet güç sizi adaletten uzaklaştırmaya zorluyorsa ve bunu değiştirme gücünüz,  yani adaleti rayına koyma gücünüz olmasa dahi bunu reddetme gücünüz olmalı ki kendi vicdanınıza karşı yenik duruma düşmekten kurtulabilesiniz.


Aklını başkalarına kiraya verenlerin en büyük yanılgısı, talimatla hata yaptıklarını anladıklarında kendilerini  günahtan kurtulmuş olarak görürler. Bu, insan için ayakları yere basmayan en kolay bir savunma mekanizmasıdır. Kollarına sığınacak ve onun kaderine kendini teslim edecek bir merci arar insanoğlu .

 Size o talimatı verenlerin Allah katındaki sorumluluğunu siz biliyor musunuz.? O insanın kendini cehennemden kurtardiğindan  nasıl emin oldunuz ki  ki sizi de kurtaracaginı düşünüyorsunuz.  

Bir ülke en çok adaleti ile dünyada itibar kazanır. Bu ülkeyi dünya sahnesinden itibarlı ve cazibe merkezi haline getirmek istiyorsak adaleti ihya etmek zorundayız. Aksi halde kevgire dönmüş bir adalet zulmün yaygınlaşması ile başka başka felaketleri de üzerimize celb eder ki sözün daha fazlasını dile getirmek istemiyorum.

Yarının nedametini önlemenin yolu bugünün adaletini kurtarmaktır. Hiçbir pişmanlık adaletsizliğin doğurduğu pişmanlık kadar insanı perişan etmez..ve edemez..
Cennettle müjdelenen adalet duayeni  Hz. Ömer ne diyor. Cehenneme bir kişinin gireceğini duysam korkarım ki o ben olurum.

Unutmayalım ki tarih efradını dalalete sürüklenen sahte mürşitlerle dolu...
Hakikatin ve adaletin peşindeki tüm  kahramanlara selam olsun...
Selam olsun onlara ki onlar çağlar üstü bir duruş içindedirler...


Necati DAŞTAN
Hukukçu Yazar






Web Tasarım ve Yazılım Dizaynist Bilişim