Hukuk Medeniyeti Anasayfa
Giriş Yap Üyelik Girişi
Haberler Haberler
İçtihatlar
İçtihatlar Koleksiyonlar
Forumlar
İnfaz Hesaplama İnfaz Hesaplama
Hukuki Soruları Sor Vatandaş Soruyor
Şerhler
Şerhler
Yargıtay Karar Arama Motoru Arama
İletişim İletişim
Hukuk Medeniyeti Facebook Facebook
Giriş Yap Üye Ol





Sitenize Ekleyin

İSTİNAFLAR NEREYE GİDİYOR?



 

İSTİNAFLAR NEREYE GİDİYOR?

Hukuken 20 Temmuz 2016 tarihinden itibaren istinaflar hayatımızda. Her ne kadar pek çok yönden tartışılıyor olsa da kararların hızla sonuçlanarak mahkemesine dönmesi çok olumlu. Bu yazıda henüz emeklemeye başlayan istinaflar hakkındaki ilk gözlemimi aktarmaya çalışacağım. Daha önceki yazımda istinafı bekleyen tehlikelere dikkat çekmiştim. İlgilenenler için (http://www.hukukmedeniyeti.org/haber/9689/istinafi-bekleyen-tehlikeler/)

Şimdi madde madde ulaştığımız sorunlara göz atalım..

1-Kaynak israfı:

Görünen o ki gerek insan kaynakları gerekse sistemin hantallığı nedeniyle istinaflar bu haliyle ekim 2017 yılında tıkanmaya ve dosyalar arşivde birikmeye başlayacaktır. Sistemi rahatlatmak adına bir takım basit davaların ticaret mahkemelerinde olduğu gibi heyetli mahkeme yerine tek üye ile yürütülmesi gündeme gelebilir ki bu uygulama, yargı sistemini en çok rahatlatacak bir unsurdur. Zira bugün heyetli bir mahkeme tarafından bakılmasının gerçekten israf sayılacağı binlerce dava dosyası vardır. Aslolan kaynakların en verimle halde kullanılmasıdır. Az emek gerektiren işle çok emek gerektiren işe aynı enerjiyi harcadığınızda nitelikli işlerde aksama olmamasının önüne geçemezsiniz. Ne yazık ki bizim kültürümüzde kervan yolda dizilir mantığı geçerli olduğu için bu mahkemeler tıkanmadan harekete geçilmeyecektir. Tıkandıktan sonra oluşacak negatif hava ise bir daha bu yaşanan durumu eski hale getiremeyecektir.

2- Direnme kararlarının bulunmayışı

CMK 284, madde istinaf hükümlerine karşı direnmeyi yasaklamış. Bence bu sakıncalı bir hüküm. Düşünün ki İstanbul istinaf bir olayda mahkumiyet verirken Ankara istinaf benzer olayda beraat verirse bu takdirde ortaya çıkan çelişkili durumu kim düzeltecek. Yahut yerel mahkemenin kararını istinaf bozdu ve yerel mahkeme önceki karar gibi düşündü ve aynı kararı verdi. Bu takdirde istinaf dairesi ne yapacaktır. İstinaf dairesinin duruşma açmaktan başka bir yolu kalmayacaktır. Yalnız şu anki istinaf sisteminde direnme kararının tanınmış olması sorunu çözmeyecek bilakis daha da karmaşık hale getirecektir. Zira direnme kararı verilirse direnme makamı neresi olacaktır.

Bu yetki İstinaf bölgede hangi kurula veya birime verilirse verilsin bu sorunun çözümü mümkün değildir. Zira konusunda uzman dairelerin bu işi çözmesi gerekir. Bu konuya 3. madde başlığı altında irdeleyeceğiz.

3-İstinafta Duruşma yapmanın riskleri

CMK 281 /1 maddesi mealen, Tutuksuz sanığa çıkarılacak davetiyede kendi başvurusu üzerine açılacak davanın duruşmasına gelmediği takdirde davanın reddedileceği ihtaratı yapılır diyor. Haliyle istinafa gelen dosyada mahkum olmuş sanık hakkında istinaf dairesi sanığın beraatine inanıyorsa bu takdirde sanık duruşmaya gelmediğinde istinaf talebi reddolunacak ve sanık aleyhine bir durum ortaya çıkacaktır. Oysaki istinafa başvuran sanığın duruşmaya gelmemiş olması duruşmanın yapılmasına ve dosya üzerine inceleme yapılmasına mani olmamalıdır. Bu durumun yasa yolu ile düzeltilmesini bekliyoruz.

4-Farklı uygulamalar ve içtihat yolunun kapalı oluşu.

İstinaflar kurulurken bir amaç da her bölgenin kendi özelliklerine göre içtihat oluşması ve tarafların mahkemeye yakınlığı nedeniyle duruşmalara intikalinin sağlanması idi. Ancak gerek kanundaki bir takım engeller gerekse artık duruşmaların SEGBİS sistemi ile yapılıyor oluşu bu engeli de ortadan kaldırdığı için artık bölgesel istinafların bir anlamı olmadığını düşünüyorum. Zira dosyanın postaya verildikten sonra Erzurum’a veya Ankara’ya ulaşmasının bir önemi olmamaktır Bunun yerine Örneğin Ankara’nın Gölbaşı ilçesine yapılacak kampüs tarzındaki bir istinaf külliyesi ile tüm istinafların buraya toplanması ve her dosya türü için yeteri kadar daire kurulması halinde pek sorunun çözülebileceğini düşünüyorum. İstinafların bir bölgede toplanmasının idari birimlerde oluşturacağı insan tasarrufuna değinmiyorum bile..

Şöyleki:

A- Tüm daireler Ankara da olduğu için direnme kararlarına karşı aynı dava türündeki dairelerin toplandığı genel kurullar direnme kararlarına bakar ve içtihat oluştur..Şöyleki örneğin 5 tane daire hakaret suçuna bakmış olsun. Hakaret suçu ile ilgili yapılan direnme kararlarına bu daire üyelerinin toplandığı genel kurulda görüşülür ve karara bağlanır. Bu haliyle hem uzmanlaşma sağlanmış olur hem yerel mahkemelerin direnme ihtiyaçları giderilerek içtihat yolu kapanmamış olur .Mevcut sistemde içtihadın nasıl oluşturulacağı anlatılmış değildir.

B- Her suç türünde yine bölgesel daire farklılığı gözetilebilir ve o bölgenin somut özellikleri dikkate alınabilir. Örneğin 1. numaralı hakaret dairesi Karadeniz bölgesine bakarken 2. numaralı daire Akdeniz bölgesine bakabilir. Bir başka ifade ile bölgesel istinaf için o adliyenin o bölgede olma zarureti yoktur.

C -İş yükü arasındaki dengesizlikler ortadan kalkar ve iş gücü kaybının önüne geçilmiş olur. Bunun yanında istinaf atamalarında yaşana pek çok sorunun önüne geçilmiş olur. Bir teşkilatı ne kadar dağıtırsanız insan israfı o oranda tecelli eder..Ayrıca tüm istinafların Ankara’da toplanmış oluşu istinafları daha cazip hale getireceğinden nitelikli hakimlerin bu mahkemelere yönelmesi temin edilmiş olur..

Şu anki tabloya baktığımızda yetişmiş hakimlerin pek çoğunun istinafta olmasının ilk derece yargısında çok büyük sorunlar oluşturduğunu müşahade ediyoruz. Önümüzdeki bir kaç yılın bu acemiliklerle geçirildiği düşünüldüğünde zaten yeni oturmakta olan bir sistemin kısa sürede tıkanma ihtimalini gözardı edemeyiz. Arşiv oluşmaya başladığı andan itibaren artık yapacak bir şey olmayacak ve istinafın kaderi yargıtayın kaderine dönüşecektir. Oysaki istinaflar kurulmadan önceki bir tarihli yazımda yargıtay dairelerindeki heyet üye sayısının 5 den 3 ü düşürülmesini önermiştim. Zaman göstermiştir ki Pratikte 5 üye olmasının hiçbir önemi olmamıştır.

Soruşturmalar nedeniyle meslekten ihraç edilen 3000 in üzerindeki hakim savcının meslekte büyük bir boşluk oluşturduğu muhakkak. Bu ihtiyaç nedeniyle duruşmalarda savcı bulundurma zorunluğu kaldırıldı. Kanaatimce heyette savcının olmasının dosyaya çok fazla katkısı yoktur.. Belki adam öldürme ve terör suçları gibi önemli bir kaç dairede savcı bulunması düşünülebilir bunun dışında savcının duruşmada olması kaynak israfından başka bir şey değildir. İstisnaen duruşmalara giden taraflar yönünden ise çoğu kez Ankara’ya gitmek, diğer illere gitmekten daha kolay ve daha az zahmetli olabilir.. Bu durum ise zaten istisnaları barındırdığından atılan taşın ürkütülen kurbağaya değip değmediği tartışılır olmuştur. Örneğin Erzurum’da 11 daire kuruldu.. Dava sayıları dikkate alındığında gerek hukuk gerek ceza yönünden Dairelerin dava türüne göre ayrılması imkansız olduğu için uzmanlaşmanın da teminin mümkün olmayacaktır. Bu da işlerin aksamasına neden olabilecektir. Zira Yargıtay bu boşluğu yetişmiş tetkik hakimleri ile kısmen dolduruyordu Ortaya çıkacak tablonun iyi değerlendirilmesi gerekiyor.

Bugün bile pek çok istinafta atıl durumdaki cumhuriyet savcılarının üyeliğe atanması gerektiğini düşünüyor ve savunuyorum.

Sisteme yeniden sokulan not uygulamasını doğru bulduğumu ifade etmek istiyorum. Zira kim ne derse desin terfide önemli bir kriter olan not uygulaması kararların niteliğini etkileyen bir fonksiyona sahiptir . Nota İtiraz müessesinin heyet olması ise tam yerinde bir uygulama olmuştur.



SONUÇ. Bir devletin temeli adalettir. Adaleti sağlam olmayan ülke diğer tüm kurumları mükemmel de olsa bir müddet sonra tökezlemeye başlayacaktır. Adaletin mükemmelliği ise sistemin ve personelin mükemmelliği sayesinde tecelli eder.

Adalette sürat kadar nitelik ve uzmanlaşma da çok önemlidir. Adaletin iyi işlediğinin en büyük kanıtı güven araştırmalarıdır. Ne yazık ki adalete güven utanılacak bir seviyede olduğu için artık resmi makamlar güven araştırması yapmamaktadır. Oysaki devletin ersim kurumları her yıl en az iki kere güven araştırması yapmalı ve bu ivmeyi takip etmelidir. Zira güven araştırmasına yönelen devlet adalette iyileştirmeyi göze almış demektir.

Herkesin göğsünü gere gere bu ülkede adalet var dediği günler temennisiyle..



 

Necati DAŞTAN

Gaziantep Bölge Adliyesi  Mahkemesi 9. CD üyesi










Web Tasarım ve Yazılım Dizaynist Bilişim