Hukuk Medeniyeti Anasayfa
Giriş Yap Üyelik Girişi
Haberler Haberler
İçtihatlar
İçtihatlar Koleksiyonlar
Forumlar
İnfaz Hesaplama İnfaz Hesaplama
Hukuki Soruları Sor Vatandaş Soruyor
Şerhler
Şerhler
Yargıtay Karar Arama Motoru Arama
İletişim İletişim
Hukuk Medeniyeti Facebook Facebook
Giriş Yap Üye Ol





Sitenize Ekleyin

ERDEM AHLAK VE ADALET



ERDEM, AHLAK VE ADALET 


Adalete saygı erdemli gönüllerin işidir. Hz. Ömer’i Ömer yapan adalettir. Dicle kenarındaki koyunun derdini ona dert yapan onun yüce erdemidir. Yine Nuşirevanı tarihe mal eden adaletin kutsal aurasıdır. 


İmparatorluklar elde ettiği toprakla değil adalete verdikleri değer oranında yücelir ve yüceltilirler.  Bugün dünyada Stalin ve Lenini hayırla yad eden var mı? Tarihe bıraktıkları tek eser ; kan, gözyaşı, sürgün ve sefalet. Oysaki “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” der Şeyh Edebali.. Yüce insan öyle bir yol haritası çizmiş ki adeta Osmanlıyı 6 asır ayakta tutan şifreleri ortaya koymuş. Peki bizler bugün o şifreyi kullanabiliyor muyuz? Neden bize tarihi dönüşüm yaptıracak Snellman’larımız yok. Bizler aciz miyiz yoksa zeka özürlü mü? Hayır sadece gamsız ve kaygısız. Dert sahibi insan, araştırır, inceler, sorgular ve eleştirir. Uyuyamaz. Kendisi uyumak istese de dert onu uyutmaz..Önündeki engelleri aşmak için mücadele eder. Hakkı söyleyeni yüceltir. Halkı aldatanı cezalandırır.


Erdemi olmayanın adalete saygısı ve inancı olur mu? Erdem ve adalet birbirini tamamlayan iki unsur :Bir kuşun iki kanadı.


Adaletin olmadığı bir ülkede liyakat, Liyakatin olmadığı bir ülkede sükunet ve başarıdan söz edilebilir mi?


Peki neden İnsan adaleti manipüle eder? Birinci grup, Adalete inanır ancak ilkeleri yoktur ve adalete saygı da duymaz. Menfaati olduğu müddetçe adalet olsun ister. Menfaatin bittiği yerde adalet de biter onun için. Adalet onun  için bir araçtır . Menfaatine dokunduğunda adaleti terk eder. İkinci grup, Ne adalete inanır ne de saygı duyar. 


Siyaset ve adalet, tarih boyunca bazen işbirliği içinde olur bazen mücadele içinde. İşbirliğinde olduğunda ortaya cevher,, mücadele olduğunda otaya sefalet çıkarmışlar.


Adalet en çok adil hükümdarlar eliyle tesis edilir. Yoksa kadılar ve hakimlerin adil olmasının hiçbir önemi yoktur bu dünyada. Adaleti hazmedememiş bir devlet adamı asla başarılı olamaz. Çünkü adaletsiz devlet yürümez. Ne kadar yürürse yürüsün bir gün tökezleyecektir. Temeli zayıf olan binaya ne kadar makyaj yaparsanız yapın depremde ayakta kalma şansı var mıdır? Bunu erken fark edene basiret sahibi, fark etmeyene gafil denir.


Bu ülke için Cemil Meriç in bahsettiği ümrana sahip insanlar gerek. 

Rehberi alimler ve filozoflar olmayan liderler yolda kalmaya mahkumdur. İlim en değerli hazinedir. İnsan ilmi sayesinde devlet erkanı yanında itibar bulur..Alimler devletin kapısında beklemez. Devlet adamları da alimleri kapıda bekletmez. Bunlar varsa o ülkede işler yanlış gidiyor demektir. Alimini yüceltmeyen milletler ilimden yoksun kalır. Liyakati tesis edemeyen devletler ise çatırdamaya mahkumdur. Çünkü onlar tavassut belasından kurtulamazlar. Tavassut ise teba olsun umera olsun,kimsenin  tatmin olmadığı bir yönetim şeklidir.. Her isteyene istediğini veremeyeceğinize göre çoğunluğun size öfke duyması doğaldır. Maharetiniz varsa talebi olan herkesin gönlünü edersiniz. Yoksa sefalet yakın demektir.


Güçlü ve yüce bir devleti yeniden inşa etmenin formülü, liyakat ve  deneyimden geçer. Bilgi ve tecrübe sahibi devlet adamlarına verilen geniş yetki ve insiyatiflerle  devletin prangaları kırılır.. Bununla birlikte yoğun denetim. Devleti bu şekilde dizayn etmediğiniz sürece kayıplar klübünün müdavimi olmaktan kurtulamzsınız.. Her başarı bir gölgeden ibaret kalır ve bir gün güneşin battığını ve akşam  olduğunu görürsünüz. 


Hayatı bir yanılsamadan ibaret görmek istemiyorsak gerçeklerle yüzleşmek zorundayız. Sorarım size israf politikası olmayan bir ülkenin geleceği olur mu? Türkiye’de hangi holding sahibine 1 milyon TL  telefon parası geliyor. Kendi özel sektörünüz olsa asla yapmayacağınız bir harcamayı devletin sırtından yapıyorsanız ve sistem buna çanak tutuyorsa o sistemi silkelemenin vakti gelmiş demektir. Çöp tenekesinden ekmek toplayanların olduğu bir ülkede tasarrufun adı bile anılmıyorsa birileri bizim aklımızı zehirlemiş ve bizimle alay ediyor demektir.


Demokrasinin en büyük handikaplarından biri de kırk katırla kırk satır arasındaki bir tercihe zorlanmaktır. Bunu aşmanın yolu ilkeyi ve ilke sahibi insanları korumak ve onlara güvence vermektir.


Bilmeyen değerlendiremez ve eleştiremez. Değerlendirmek için bilmek gerek. İki heykelden hangisinin daha başarılı olduğunu ancak heykelden anlayan bilir. Einstein diyor k: Bir sorun onu oluşturan bilinç düzeyi ile çözülemez. Yani bir üst bilince çıkmanız gerek. Bu ne ile olur? Aydınlanma ile. Aydınlanma nedir? Doğru bilgi, doğru rehber, doğru eğitim. Peki sizin eğitimcileriniz yetersizse bu kısır döngüyü nasıl kıracaksınız?  O halde iş eğitimcilerin eğitilmesine odaklanmıyor mu? Peki bu nasıl olacak? İşte belimizi büken en ağır soru bu. Tarihe müracaat edecek ve tarihi tarayacağız. Zira tarihin rehberliği insanı yanıltmaz.  Çünkü İbn Haldun diyor ki;” önceki milletler, sonraki milletlere suyun suya benzemesinden daha çok  benzerler”. 


Dünyada bir ülke var mıdır ki eğitime önem versin de geri kalsın.  Yahut bir ülke var mı ki eğitime önem vermeden gelişebilsin. Asla… Tek bir istisnası bile yoktur. Finlandiya örneğine baktığımızda 1900 lü yılların başında eğitime verilen önemle bu küçük ülkenin ayaklarındaki prangaları nasıl kırdıklarını görebiliyoruz. En itibarlı meslek olmalı öğretmenlik. En iyi eğitimi onlar almalı. En yüksek maaş ve en iyi imkanlar onların olmalı... Zira siz öğretmenliği ayağa düşürürseniz çocuklarınız ayağa düşer. Çocuklarınız ayağa düşerse devlet ayağa düşer.


Bir yılı örneğin 2018 yılını eğitim yılı ilan etmeliyiz her yönüyle.. Tüm kurumlar tüm STK lar eğitim için ne yapabileceğini araştırmalı ve rapor etmeli.. Örneğin adalet bakanlığı eğitime nasıl bir katkı sunmanın telaşında olmalı, sağlık hakeza. Bu seferberlik ile tüm kaynaklarımızın potansiyeli ortaya konmalı. Nice cevherler çıkar emin olun. Kurumlardaki körlük ortadan kalkar ve yeni bir ufukla hayata uyanırız.  


Bu şekilde kendi öz kaynaklarımızla ve tarihimizle yapabileceğimizin en alasını yapmak. Bir sonraki nesil daha iyisini yapacak belki. Kimbilir 3. Kuşakta istenen ve arzu edelin seviyeyi yakalayacağız. Ancak bir yerden başlamak gerek. Yoksa hep geriden gelmeye ve kenarda durmaya devam edeceğiz. Zafer inananların ve bu uğurda ilk adımı atanlarındır.


Necati Daştan






Web Tasarım ve Yazılım Dizaynist Bilişim