Hukuk Medeniyeti Anasayfa
Giriş Yap Üyelik Girişi
Haberler Haberler
İçtihatlar
İçtihatlar Koleksiyonlar
Forumlar
İnfaz Hesaplama İnfaz Hesaplama
Hukuki Soruları Sor Vatandaş Soruyor
Şerhler
Şerhler
Yargıtay Karar Arama Motoru Arama
İletişim İletişim
Hukuk Medeniyeti Facebook Facebook
Giriş Yap Üye Ol





Sitenize Ekleyin


Arılar ülkesinde



 

ARILAR ÜLKESİNDE



Her yer arı kaynıyordu . O günlerde arılar çok mutlu ve huzurluydu,zira bahar gelmiş ve çiçekler açmıştı işçi arılar için en güzel ve en şifalı balları yapmak keyifli bir işti.. Kraliçe arı GDO su bozulmuşbir arı olsa da fena değildi, talimatlar yağdırıyor ve işler yürüyordu.

Bir gün dışarıdan çok sayıda kraliçe getirdiler. Size daha kolay bal yapmayı öğreteceğiz dediler ve ardından Kovanın yakınlarına bir takım tadlandırıcı nesneler koydular. Bu durum arıların da da işine geliyordu. Çünkü gezmeyi araştırmayı ve zahmeti bırakmışlardı.. Bırakmıştı bırakmasına ama her kolayın bir bedeli olacaktı. Zamanla uçmadıkları için kanatları güçsüzleşmeye başladı.. Önce uçmayı unuttular sonra keşfetmeyi.. Zaten bal yapmayı da unutmuşlardı önlerine konan tadlandırıcılarla..Üstelik bu yaptıkları bal kimseyi memnun etmiyordu. Ne İsaya yaranıyorlardı ne Musaya...

Sonra hain arılar türemeye başladı içlerinde : Nereden geldikleri belli olmayan. Onlardan gibi görünüp onlardan olmayan.. En yakınındakine ihanet eden ispiyonlayan, tuzak kuran. Bunlar o kadar güçlü ve sinsiydi ki oyunu bozmak kolay değildi. Zaten kovana bin bir entrika ile girmişlerdi uzaktan kumanda ediliyorlar ve çok iyi organize olmuşladı. Kovanın neredeyse yarısına yakınını ele geçirmişlerdi . Kendilerinden olmayanlara çamur atar, tuzak kurar ve onların yaşamasına ve gelişmesine mani olurlardı.

Hainler arasında biri vardı üstün meziyetleri olan.  Özel yetiştirilmişti. ihanetin Kara kutusuydu adeta.  Tüm dengeleri eline almış kraliçe de dahil her arıyı kendine odaklamış ve kendini kilit bir noktaya taşımış . En büyük hasarı bu veriyordu arı ırkına ... Arılar için gayret ediyormuş gibi gözüken ancak kovanın dibini delen usta bir hain arıydı o.

Bir gün birileri kovanı ziyarete geldiler. Ey arılar ırkı, Siz bu kovanıyönetemiyorsunuz dediler. Sizin aranızdan idareciler seçeceğiz ancak sizin aklınız basmadığı için bu adayları biz belirleyeceğiz çünkü dışarıda hainler var dediler. Arılar şöyle dedi.. ama bu sizin gösterdiğin arılar bu işi yapamazlar bizi iyi yönetemezler bu bizim ırkımızın da sonu olur. Hayır dedi onlar biz sizden daha iyi biliriz.Diğer arıların baskısıyla çaresiz kaldılar..

Seçtiler seçildiler ve kıyım üstüne kıyım yaptılar. Geçmişi arattılar..Emirle gelenler emir dışına çıkamazlardı.

Yine bir müddet sonra aynı kovanı birileri ziyaret etti. Geçtiğimiz dönem hata yaptık.   Onlar hain çıktı şimdi yeni bir seçim yapacağız  dediler. Arılardan bir kaçı. Şöyle cevap verdi.. Bak  arkadaş geçen dönem bizi aldattınız biz size bunlar burayı yönetemez dedik inanmadınız tuzağa düştünüz .  bari şimdi yapmayın.  Bizi bize bırakın.  Hayır dediler . Ve dayattılar.

Kovanın selameti için katlandilar. 

 Bunlarda bir müddet sonra yukarıdan gelen emirle hata üstüne üstüne yaptılar. Bu yüzden onlara da fazla güvenemediler ve henüz sonbahar olmadan uçuş bileti aldılar onlar için.. Geride garip bir hüzün ve duygusallık vardı .Hem arkadaşlarının öfkesini kazandılar hem de Musaya yaranamadılar  

 Nitekim öyle oldu.  Yolculuk artık bir başka kovanaydı sanki 

Zamanla bal yapmayı unuttu işçi arılar bu adalet timsali ülkede.. Başka kovanlarda arılar hala bal yapmaya devam ediliyordu oysa. Bu kovanın bir farkı vardı. Özel bir kovandı. Zira bu kovanda üretilen ballar herkesi ilgilendiriyor ve bu herkes için şifa kaynağı idi. Bu yüzden dostları da çoktu düşmanları da.. . Bir fitne soktular araya . Arılar birbirlerini öldürmeye ve yaralamaya başladı..

Nedense bir gün kovanı bir bilim ekibi ziyaret etmek istedi ve bir takım aşılar yapmaya başladılar. Yapılan şey arıların genlerini değiştirmekti. Bazları bu aşıyı reddettiler.. Ancak kabul edenler için bir takım imtiyazlar sundular. Reddedenler ise bunun arı ırkına zarar vereceğini düşünerek kabul etmediler. Zamanla arılar tür değiştirmeye basladi amansız çoğalmaya ve terör estirmeye başladılar.. Resmen bir istilaya uğradılar. Onlar zaten o aileden gibiydi ancak onlardan değildi. Zira onların işi bal yapmak değil oyun bozmak ve hazıra konmaktı.

Bu arılarından yana tavır koyanlar yüzlerce bal arısını heba ettiler. Sonra bu arıları kendileri ittifak yapanları da yemeye başladılar. Zira kainatın kanunu buydu haine güvenilmezdi. Kendi arkadaşını satan bir gün onları da satardı.. .Sonra bal arıları kendilerine gelince üzüldüler niçin böyle yaptıklarını sorguladılar. Sorgulamayan da vardı elbette..

Kovanın dışındaki Oyun kurucu iyi oynuyordu oyunu.. Kim eğlenmeyi ve tozmayı ve şöhreti çok seviyorsa ona yaklaştılar ona daha çok bal verdiler ve ayrıcalık tanıdılar....Oysaki bize verilen bal zaten bizimdi : Biz onu iyi yönetemediğimiz için elimizden aldılar ve pazarlama işini kendileri yapmaya başladılar. Bizim beceriksizliğimizi bahane ederek bizi daha iyi yönetmek için küçük kraliçecikler oluşturdular.

Günler geçti bir baktık ki bal yapamaz olmuşlardı.. Bal yapmayı unutan bir arı sürüsünün içindeydiler. . Ari namusuna sahip olan dostlarla Kovanı terk etmek istediler ancak ya kırk satır ya kırk katır sözüne muhatap oldular.

Arılar ülkesi bir gün bal yapmayı kendilerine yeniden öğretecek kraliçe arılar bulur mu bilmeyiz. Ancak bildiğimiz bir tek şey var . Arılar ülkesinde hüzün üstüne hüzün kıyım üstüne kıyım yaşanıyordu. Arılar artık balı unuttu nesillerini sürdürme telaşına düştüler.






Web Tasarım ve Yazılım Dizaynist Bilişim