Hukuk Medeniyeti Anasayfa
Giriş Yap Üyelik Girişi
Haberler Haberler
İçtihatlar
İçtihatlar Koleksiyonlar
Forumlar
Hukuki Soruları Sor Vatandaş Soruyor
Şerhler
Şerhler
Yargıtay Karar Arama Motoru Arama
İletişim İletişim
Hukuk Medeniyeti Facebook Facebook
Giriş Yap Üye Ol

Ödünç alınan son kuruşla ödenen ilk kuruş arasında tabii muazzam bir fark vardır. GOETHE
Sitenize Ekleyin

İtirazın İptali Davası Hak Düşürücü Sürenin - İcra Mahkemesine İtirazın Geçersizliği Şikayeti Halindeki Durumu



Merhaba,

Açmış olduğum itirazın iptali davası süre yönünden 21.12.2016 tarihinde reddedildi.

Benim sorum itirazın geçersiz olduğuna dair şikayet davasının, itirazın iptali davasının süresinin başlamasına etki edip edemeyeceği hususundadır.

Ayrıntılı olarak yazmam gerekirse,
İşçilik alacağının takibine dair ilamsız takip başlattım.
Bu icra takibine, takibe konu olmayan bir alacak kalemi için itiraz edilmiş olup, takibe konu alacak kaleminin ise ödeneceği belirtilerek itiraz edilmiştir.
İcra müdürlüğünce itiraz dilekçesi bulunduğundan içeriği dikkate alınmadan takip durdurulmuştur.
Takibin durdurulmasına dair bu kararı,itirazın geçersiz olması nedeniyle icra hukuk mahkemesine, 09.04.2014 tarihinde şikayet ettim.
İcra hukuk mahkemesi talebimi, şikayet olarak değerlendirdi ancak gerekçesinde itirazın kaldırılmasına esas belgelerin bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verdiğini belirtti.
Bu kararı, davanın geçersiz itiraz nedeniyle takibin durdurulmasına dair kararın şikayeti olduğu dolayısıyla memur işlemini şikayet olduğunu anlatarak temyiz ettim. Zira borçlu itiraz dilekçesinde borcu ödeyeceğini ifade etmişti.
Yargıtay, icra hukuk mahkemesinin kararını onadı.
Karar düzeltme yoluna başvurdum. Karar düzeltme talebim de reddedildi.

Bunun üzerine 13.06.2016 tarihinde İş mahkemesinde itirazın iptali davası açtım. 
Bu defa davam davanın süresinde açılmadığından bahisle reddedildi.
Bu yönde yargıtay kararlarını taradığımda,
iki çeşit karara rastladım.


Birincisi, itiraz tebliğ edilmediği sürece hak düşürücü sürenin başlamayacağı,hatta dosyada diğer borçlular hakkında işlem yapılmasının dahi tebellüğ sayılmayacağı

İkincisi,
 itiraz tebliğ edilmemesine rağmen alacaklı icra hukuk mahkemesinde itirazın kaldırılması davası açmış olmakla itiraza muttali olduğu, dolayısıyla en geç itirazın kaldırılması davası açıldığı gün itirazı öğrenmiş sayılarak, hak düşürücü sürenin başlayacağıdır.

Ancak somut olayda tarafımca açılan itirazın kaldırılması davası değildir. Zira ben ortada geçerli bir itiraz olmadığını dolayısıyla takibin durdurulması gerektiğini ifade ettim. Hal böyle iken itirazın iptali davası açmamın beklenemeyeceği düşüncesindeyim. 

Nitekim itirazın iptali davasının koşulları, geçerli bir ilamsız icra takibi bulunması, bu takip sebebiyle çıkarılan ödeme emrine borçlu tarafından 7 günlük itiraz süresinde geçerli olarak itiraz edilmesi, itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren 1 yıl içinde genel hükümler dairesinde mahkemede dava açılması şeklinde sıralanabilir.

Geçerli bir itirazın bulunmadığı şu halde itirazın iptali davası açma koşullarının oluşmadığı kanaatinde idim.

Yargıtay kararları içerisinde, bu konuda verilmiş ve özgün olabilecek aşağıdaki kararı buldum. Bu kararda itirazın geçersiz olduğu düşünülüyor ise iki yol vardır denilerek, birinin şikayet olduğundan bahsedilmiş olması nedeniyle düşünceme yakın bir karar olmuştur. Ancak sizlerin fikirleri de bu konuyu daha ayrıntılı düşünmemi sağlayabilecektir, kanaatindeyim.

Alıntı:
19. Hukuk Dairesi 2015/1660 E. , 2015/4665 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen kararın davalı vekilince süresi içinde temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

- K A R A R -

Davacı vekili, dava dilekçesinde; davacı-alacaklı tarafından davalı-borçlu aleyhine yapılan ilamsız takipte ödeme emrine davalı-borçlu adına tek bir yetkili tarafından itiraz edildiğini oysa şirketin iki yetkili tarafından müştereken temsil edilmesi gerektiğini, bu geçersiz itiraz üzerine takibin durduğunu belirterek, HMK'nun 111. maddesi gereğince terditli bir dava açarak asıl talep olarak ödeme emrine itirazın geçersizliğinin tespitine karar verilmesini ve şayet bu talebi kabul edilmeyerek ödeme emrine itiraz geçerli sayılırsa bu kere fer'i talep olarak davalı-borçlunun itirazının iptaline, takibin devamına ve davalı-borçlunun % 20 icra inkar tazminatıyla sorumlu tutulmasına karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili, cevap dilekçesinde davanın reddine karar verilmesini ve davacı-alacaklının % 40 kötüniyet tazminatıyla sorumlu tutulmasını istemiştir.

Mahkemece(Asliye Ticaret); ödeme emrine itiraz dilekçesinin davalı-borçlu şirketin iki imza ile temsil edilmesi gerektiği halde bir kişi tarafından imzalandığı ve bu imzanın da yetkili kişilere ait olmadığının saptandığı belirtilerek, davacının terditli davasındaki asli talebinin kabulüyle dava konusu icra takibinde ödeme emrine karşı yapılmış geçerli bir itiraz bulunmadığının tespitine ve bu kabule göre davacının fer'i talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle davacının asli talebini içeren şikayetinin ... İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2012/363 Esas ve 2012/894 Karar sayılı ve 22.08.2012 tarihli kararıyla ve ödeme emrine itirazın geçerliliği hususunun ancak itirazın kaldırılması veya itirazın iptali davasında incelenebileceği gerekçesiyle reddedilmiş olmasına ve bu durumda davacı HMK'nun 106/1-2 maddesi gereğince tespit davası açabileceğine göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 01.04.2015 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

İtirazın iptali davasının koşulları, geçerli bir ilamsız icra takibi bulunması, bu takip sebebiyle çıkarılan ödeme emrine borçlu tarafından 7 günlük itiraz süresinde itiraz edilmesi, itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren 1 yıl içinde genel hükümler dairesinde mahkemede dava açılması şeklinde sıralanabilir.

Görüldüğü gibi, ödeme emrine karşı geçerli itirazın bulunması, itirazın iptali davasının koşullarından biridir. Bir davada öncelikle dava koşulları incelenir. Başka bir anlatımla, ortada geçerli bir itirazın bulunup bulunmadığı hususu zaten itirazın iptali davasında dava şartları arasında incelenebileceğinden bu hususun ayrı bir tespit davasına konu edilmesinde HMK'nun 106/2. maddesinde belirtilen hukuki yarar bulunmamaktadır.

Bu açıklamalar karşısında somut olayın değerlendirilmesine gelince; davalı tarafın itirazı geçersiz de olsa davacının itirazı üzerine duran icra takibinin devamını sağlamak amacıyla gidebileceği iki hukuki yol bulunmaktadır. Bunlardan birincisi, geçersiz itiraza rağmen takibi durduran icra müdürünün işlemini İİK'nun 16. maddesine dayanarak İcra Hakimliğine şikayet etmek, ikincisi ise İİK'nun 67/1. maddesi uyarınca genel hükümler dairesinde mahkemede itirazın iptali davası açmak. 

Davacı vekili, somut olayda her iki yola da başvurmuştur. Hüküm tarihinde İcra Hukuk Mahkemesindeki davanın halen derdest olduğu dosya içeriğinden anlaşılmıştır. Mahkemece, yapılan yargılama sonunda itirazın, davalı şirketin yetkili temsilcileri tarafından yapılmadığı, başka bir anlatımla geçersiz olduğu saptanmıştır.

Bu durumda, ortada geçerli bir itiraz bulunmadığından ve bunun sonucu olarak davanın temelini oluşturan icra takibi kesinleşmiş olduğundan itirazın iptali davasının koşulları oluşmamıştır. Hal böyle olunca mahkemece davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının bozmayı gerektirdiğini düşündüğümden sayın çoğunluğun onama yönünde oluşan görüşüne katılamıyorum. 

---------------------------------------------------

Yukarıda paylaştığım bu karar daha ziyade itirazın geçersizliğinin tespiti için genel mahkemede tespit davası açılmasında hukuki yarar olup olmadığı üzerinde toplanmıştır.

Kararın onanan kısmında icra hukuk mahkemesince itirazın geçersizliğinin ancak itirazın kaldırılması ya da itirazın iptali davasında görülebileceği ifade edilmiştir. Ancak düşününce bu halde geçerli bir itiraz olmadığından dava reddedilecektir. Aslında alacaklının istediği sonuca davasını kaybederek ulaşmış olacaktır.

-----

Özetle öğrenmek istediğim itirazın geçerliliği noktasındaki şikayet davasının, itirazın iptali davasının hak düşürücü süresinin başlamasına etki edip etmeyeceği yönündeki kanaatinizdir.

Zira ben şikayetin devam ettiği ve kesinleşmediği sürece dolayısıyla ortada geçerli bir itirazın bulunduğu konusunda tartışma olması nedeniyle itirazın iptali davasının koşullarının oluşmamış olması nedeniyle surenin başlamayacağı düşüncesindeyim.






Web Tasarım ve Yazılım Dizaynist Bilişim