Hukuk Medeniyeti Anasayfa
Giriş Yap Üyelik Girişi
Haberler Haberler
İçtihatlar
İçtihatlar Koleksiyonlar
Forumlar
Hukuki Soruları Sor Vatandaş Soruyor
Şerhler
Şerhler
Yargıtay Karar Arama Motoru Arama
İletişim İletişim
Hukuk Medeniyeti Facebook Facebook
Giriş Yap Üye Ol

Bu çağda namusunu para ile koruyamazsın... Bernard Shaw
Sitenize Ekleyin

YBD - HSYK ve KAMUOYUNUN DİKKATİNE!!!



 Demokratik meşruiyet & HSYK, Görüş ve Önerilerimiz.

 İşte teklifim;

 1)Cumhurbaşkanı kurulun başkanı olmalı

2)Adalet bakanı kurulun üyesi başkanvekili olmalı

3)Kurulun üçte bir üyesi (7 kişi) halk tarafından seçilecek olan cumhurbaşkanı tarafından atanmalı

4)Kurulun üçte bir üyesi (7 kişi) parlamento tarafından seçilmeli

5)kurulun üçte bir üyesi (7 kişi) ilk derece mahkemesi hakim-savcıları arasından yalnızca kürsüde görev yapan hakim ve savcıların oylarıyla seçilmeli.

Yukarda da görüldüğü gibi hareket noktamız “demokratik meşruiyet”tir.üye toplam sayımız 23 tür.her üyenin bir oy hakkı olmalıdır.

Kurulun üçte bir üyesinin ilk derece hakim ve savcıları arasından, ilk derece hakim ve savcılarınca seçilmesi,” iç demokratik meşruiyeti” ,diğerleri ise ,”dış demokratik meşruiyeti” oluşturmaktadır.

Bu kurulun idari bir kurul olduğunu hiçbir şekilde aklımızdan çıkarmamalıyız.yargılama fonksiyonunun olmadığını hep zihnimizde tutmalıyız.

Neden cumhurbaşkanı?

Bu sorunun cevabını, türk siyasal geleneğinde ve anayasada bulabiliriz.bilindiği gibi cumhurbaşkanı anayasal olarakta olsa-göreceli de olsa tarafsız olmak-görünmek durumundadır.kamuoyuna yönelik duyarlılığı, uzlaşı yaklaşımı diğer politik aktörlere göre daha fazladır.bugün mevcut cumhurbaşkanını uzunca bir süre protesto edip kaale almayanlar bile, sıkışınca ,öncelikle cumhurbaşkanına gitmektedir.en azından görüşlerini paylaşma imkanı bulmakta bu yolla kamuoyunu ve diğer aktörleri etkilemeye çalışmaktadırlar.cumhurbaşkanının ağırlığı ve konumu dengeleyici olabilecektir.ayrıca anayasanın sistematiği ilede uyumludur(güçlü cumhurbaşkanı ,özelliklede halk tarafından seçilmiş en üst düzeyde doğrudan demokratik meşruiyete sahip cumhurbaşkanı)

Neden adalet bakanı?

Adalet hizmeti ile politikasının geliştirilmesinden sorumlu, çoğunlukla doğrudan demokratik meşruiyete sahip bir kişinin, bütünüyle adalet hizmetiyle(doğrudan veya dolaylı olarak) bağlantılı bir kurulda bulunmaması ,düşünülmemelidir.yapacağı doğrudan teşriki mesai ile,sorunların ve özlük haklarının çözümüyle ilgili bilgi sahibi olacak çözmesi yönünde sıkıştırılacaktır(özelliklede maaş ve diğer özlük hakları konusunda).

Neden parlamento?

Çünkü parlamento demokratik rejimin kalbidir.doğrudan demokratik meşruiyetin merkezidir.bu merkezle ve dolayısıyla halkla bağ kurup bu kanalla meşruiyet kazanıldığı gibi, bu yolla hesap verilecektir.özellikle meclis yapacağı yanlış tercihin hesabını halka verecektir.yanlış kişinin yapacağı yanlışla ilgili iç soruşturmalar tabiatıyla yapılacaktır.aynı görüşümüz halk tarafından seçilecek cumhurbaşkanının yapacağı atamalar bakımından da geçerlidir.

Neden ilk derece hakim-savcıları?

Hakimler ve savcılar çoğu defa tanıdıkları-arkadaş oldukları meslektaşları aracılığıyla ,sorunlarını ilgili kurula, sözlü ve yazılı olarak iletebilecekleri gibi, şahsen görüşerek, sorunlarını halletmeleri bakımından daha yakın işbirliğine gidebileceklerdir.kurulla iletişimde kolaylık sağlanacağı kuşkusuzdur.

Yargı bağımsızlığına halel gelmez mi?

Türk bürokrasi geleneğinin değişmez anayasası siyasetçiye güvensizlik, onu hırpalamak-çelme takmak, sürekli sorun çıkarmak, onu işlevsiz kılmaya çalışmaktır(örn.en son bir idare mahkemesinin 6 ay önce yapılmış sbs sınavının yürütmesini durdurması gibi..).Tarihsel olarak yargı aracılığıyla şu yada bu yolla hep mağdur edilmişlerdir. (örn.istiklal mahkemesi,yassı ada kararlarında olduğu gibi..).

Yargı vesayetin en önemli araçlarından birisi olarak üstüne düşen vazifeyi eksiksiz yerine getirmiştir.
Tecrübelerimiz göstermektedir ki yargı bağımsızlığını yok edenler ,bizatihi yargının içinde oluşan kliklerdir.esasen bunun nedeni sıklıkla vurgulandığı gibi ,Türk toplumunun birey toplumu olmayıp, cemaat toplumu olmasıdır.her cemaat, liyakate bakmadan, kendi adamını yerleştirmeye bakmaktadır.bireysel özellik, başarı ve tutarlılığınızın bir önemi yoktur.son dönemde olduğu gibi, bir klik toplumdaki ve yargıdaki temsil oranının çok ötesinde, mukayese kabul etmez şekilde, yargıyı kilit noktalardan kuşatabilmektedir.

Kemalistlerde kendi cemaatini oluşturmuş eğitim sistemini bu yönde kurmuştur.aslında Türkiyede hepimiz istediğimiz kadar kurtulmaya çalışalım bi şekilde Kemalist kodlara sahibiz.bu kodun vazgeçilmez temel unsuru siyasetçiye asla güvenmemek onu düşman bellemektir.muhafazakar cemaatçiliğin köklü olduğunu söylemeye gerek yok sanırım.

Dolayısıyla cemaatçi anlayışlar ve kurum dışı vesayet organları dışında, siyasetin yargıya müdahele ettiğine yönelik pratik tecrübeye sahip değiliz.bundan sonra müdahele edecekleri hususu herhangi bir temeli olmayan varsayımsal yorumdur.kaldı ki bir an için böyle bir şeye yeltenmiş olsalar bile siyaseten halk tarafından cezalandırılacaklar,sandıkta faturayı ödeyeceklerdir.bundan önce değişik vesilelerle cezalandırılanlar gibi..ayrıca siyasi müdahalelere karşı cuntacıpeksever medyamız ile darbeciçoksever kamuoyumuzun duyargaları sonuna kadar açık olacaktır.

kısacası eskiden yüce ve yüksek yargıda etkin olanlar,cunta-sever -nasyonalist -Kemalist klik iken bugün dış bağlantılarıda güçlü olan başka bir kliktir .siyasetin müdahelesi zayıf ihtimaldir etse bile pişman olacağı açıktır
“Demokratik meşruiyete” sahip kurul yoluyla, doymak bilmez taleplerin önü kesilecektir.kurul değişik ve halka hesap verecek kaynaklardan beslenerek yenilenecek. Türkiye’nin gelişen, ortaya çıkan toplumsal dokusu ile, talep ve çeşitlilikleri kurula yansıyacaktır.tekil –oligarşik olmasına fırsat verilmeyecektir.

Önemle belirtelim ki, ilk derece hakim ve savcılarının seçiminde “ tek oy”sistemi geçerli olmalıdır.
Öneride bulunurken eşsiz-günahsız -eksiksiz bir kurul önermiyoruz.mucizelere yer yok.mevcut durum ve pozisyona göre ,en iyisinin teklif ettiğimiz yapı olabileceğine inanıyoruz. eleştiriye elbette açığız.

Ayrıyetten Çok sayıda yorumcu ,yargı bağımsızlığı ile yargı bağsızlığını karıştırmaktadır.yasama-yürütme-yargı teorik olarak ayrıdır, ama ,ayrık değildir.birbirleriyle alakasız, saldım çayıra mevlam kayıra şeklinde hareket edemezler..demokratik sistem içinde belli bir eşgüdümün- koordinasyonun olacağı tabiidir.yargının da- yasamanın da –yürütmenin de bağlı olduğu tek merci vardır, o da millettir.herkes ona karşı sorumludur.

Millete karşı sorumluluğun tesis edilebilmesi için tek yol, kurulun” demokratik meşruiyete” sahip olmasının zorunlu şart olduğuğu gerçeğinin kabul edilmesidir.

Son söz; yukarda kısaca değindiğimiz gibi hakim-savcı için asıl tehdit, sanıldığı gibi, doğrudan demokratik meşruiyete sahip kurul – kurumlar ve kişilerden değil, bizatihi yargı içinde oluşan, hukukun genel ilkeleri, ulusal-üstü belgeler, anayasa ve yasalara göre hareket etmek yerine, kliklerinin(militer,ideolojik,etnik,mezhepsel,dinsel vb.) görüş ve önerileri doğrultusunda hareket eden, bireysel kişilik ve kimliğin semtlerine uğramadığı yargıç-savcı yapısı ile diğer vesayet yapıları-kişilerden gelmektedir.
Yargıya yönelen-yönelecek tehditlerin bertaraf edilmesiyle , bağımsızlığın ve tarafsızlığın sağlanmasının yegane yolu, en üst düzeyde” demokratik meşruiyete” sahip kurul yapısının bir an önce oluşturulmasıdır.aksi durum felakettir, dün olduğu gibi, bugünde, yarında..

Ve son bir not ; Böyle (“demokratik meşruiyete sahip”) bir kurul yapısının olduğu ülkede hiçbir yargı görevlisi usa-musa organizasyonlarında taşeronluk yapamayacak ,çözüm sürecini tıkamak, ekonomiye ve ülkeye suikast yapmak, enerji oyununda ülkemizi safdışı bırakmak,dış politika dayatmak gibi politik maceralara soyunamayacaktır.her yargı görevlisi, hukukun genel ilkeleri,ulusal-üstü belgeler, anayasa ve yasalar çerçevesinde görev yapacaktır.az şey mi ?

Unutulmamalıdır ki,yargı,yargıçlara-savcılara bırakılamayacak kadar önemlidir..mesleki tutuculukla yoğrulmuş zihinler anlamasa da..

NOT: İş bu yazı, 19.01.2014 tarihinde  Adalet.org sitesinde yayımlanan "Demokratik meşruiyet & HSYK, Görüş ve Önerilerimiz" başlıklı yazımın özet halidir.

 Güncel tartışmalar ışığında konuya (Hsyk'nın yeniden yapılandırılması) ilişkin ilave değerlendirmelerde bulunacağımı belirtmek isterim..






Web Tasarım ve Yazılım Dizaynist Bilişim