Hukuk Medeniyeti Anasayfa
Giriş Yap Üyelik Girişi
Haberler Haberler
İçtihatlar
İçtihatlar Koleksiyonlar
Forumlar
Hukuki Soruları Sor Vatandaş Soruyor
Şerhler
Şerhler
Yargıtay Karar Arama Motoru Arama
İletişim İletişim
Hukuk Medeniyeti Facebook Facebook
Giriş Yap Üye Ol

Hiçbir zaman gökten gül yağmaz, daha çok gül istersek daha çok fidan dikmemiz gerekir. (George Eliot)
Sitenize Ekleyin

Depresyonsavar

1 kişi beğendi


Depresyondan korunabilme/kurtulabilmenin reçetesi, kişinin kendisiyle barışıklığıdır. Bıkkınlık, çöküntü, yalnız kalma arzusu, ani duygu değişimleri, -mutluyken aslında mutsuz, mutsuz görünüm altında aslında mutlu gibi- kırıcı olmak, kırılmayı isteme, istemsiz ağlama, bağırma, titreme v.s gibi tepkilerde en makul metod sakinleştirici -ilaçtan daha çok ortam/meşgale/ilgi yoğunluğu-eşliğinde, sakin ilgili samimi dost/arkadaş/iş v.s ile zaman geçirmek... Bu gerçi geçici çözüm... Doğrusu insanın hormonlarının dizginini eline almasıdır ki bunun da tek yolu kendisi ile barışması... Yani 'ağız tadı' başka bir ifade ile 'geniş tabanlı mutluluk...'

Zamane insanlarının her biri kronik yoğun bakımlık teknoduygusal varlıklar. Eskiler gibi değil karmaşalıkları. Karışınca içinden çıkılmaz, çözülmesi çok zor problemlere kendilerini salabiliyorlar. Bunun nedeni ise, çok yoğun yaşanması, çoğalmamız alabildiğince.

Aslında günümüz insanı da mezradaki Ayşe kadın'ın tekdüze yaşam levazımları ile yaşama meziyetine sahip; ama elinde alet edevat fazla ve çeşitli olunca, bu çeşitlilik hormon komuta merkezinin kimyasını bozuyor. Gözü dönüyor, afallıyor, çırpınıyor, karışıyor, karıştırıyor, karıştırılıyor...
Yaklaştırmak lazım his ve maddeyi birbirine. Yaşamı barışık kılmak ve yaşanasını yakıştırmak kendine.

Hormonlar toprağın altı ile üstü arasında getir götür hamallarıdır. Ağız tadı emekçileri... Toprakta iki ayak üstünde yaşaması ona keyf vereni ayakta tutmaya ve yaşama heyecanını kaybedenleri arıza bombardımanı ile bir an önce devirmeye çalışırlar, işleri bu... 'Ağız tadı'nı kaybederse biri, 'bunun işi bitmiş, doğru geldiği yere' emrini alıp, ona bir an önce 'gömülmeye elverişlidir' raporu verdirmek; ağız tadı varsa o birinin, ömrünü lezzetli geçirmesi adına var güçleri ile çalışırlar. Bundandır depresyonda baş mide ağrıları, halsizlik bitkinlik, hevessizlik ve ölme duygusu... Hep bu hormonların mezar kazarken çıkan kürek sesleri...

Barışın kendinizle ve yaşayın...

Sözü PsikologSibumi'ye bırakıyoruz:

'Depresyon ciddi bir rahatsızlıktır.. Ama günümüzde her keyfi kaçan 'ahhh depresyondayım' dediği için hastalık, hastalık olmaktan çıktı..

Hayatta hiç bir işe yaramayan ne kendine ne topluma faydası olmayan mal gibi geçler yetiştiriyoruz.. Hepsi sorumsuz, aylak, kitap okumadıkları için konuşmaktan kendini ifade etmek aciz. İşin kötüsü hepsinde çalışmadan zengin olmak, çok yiyerek zayıflamak gibi saçma sapan istekler var... Gelecek planları yok... Gelecekten haberleri bile yok...

Şimdi bu gençler 25 yaşını geçmeye başlayınca birden dahada aptallaşıyorlar ve kendi hayatlarının anlamsızlığını kavrıyorlar... Kalıp birşey yapmak yerine daha da tembelleşek yatıyorlar; sonra da ben depresyondayım... Depresyon ciddi bir hastalıktır... Psikolojik ya da fiziksel kaynaklı olabilir; ama her iki durumda da beyin bundan etkilenir.. İlaçla tedavi gerekir... Psikoterapi uygulanmalıdır... Bu hastalar intihara meyilli olabilir... Hatta içlerinde bunu denemiş insanlar da vardır...

Kimse kendi işe yaramazlığını depresyona mal etmesin...

İnsan bünyesi sandığımızdan daha dayanıklıdır.. Hem fiziksel hem ruhsal olarak.. Herkesin hayatında zor günler aşılması imkansız gibi görünen sorunlar olabilir kimsenin hayatı kolay değildir ve her bireyi bulunduğu şartlar içinde değerlendirmek gerekir.. Aynı anda aynı şeyleri yaşamış iki kişinin tepkileri farklı olabilir elbette..

Benim kızgınlığım kendini depresyonda sananlara karşıydı..

Birkaç örnek vereyim size..

Bir anne dört gün sonra tezkere alıp eve dönmesini beklediği oğlunun şehit olduğu haberini alıyor ve depresyona giriyor..
Bir baba 45 yaşında 18 yıldır çalıştığı işten atılmış iki çocuğu var bir üni okuyor diğeri öss hazırlanıyor bu baba başka yerde 3 yıldır iş bulamamış ve depresyona giriyor.
4 yıldır üst komşusu tarafından tacize uğrayan 12 yaşındaki bir erkek çocukta ağır depresyon görülüyor.
Kızı kanser tedavisi gören bir anne depresyona girmiş ..

Bu kişilerle görüştükten sonra arkadan, 19 yaşında bir kız geliyor depresyondayım diyor.

Kendi teşhisini koymuş zaten bize neden gelmiş bilmem. Önce kişiyi tanımak için sorular soruyorsunuz .. Sürekli canı sıkılıyor arkadaşın..Bir günün nasıl geçiyor diyorsunuz..Sabah (sabah diye kast ettiği saat 13:00) annesinin hazırladığı kahvaltıya yapıyor..Odasına gidiyor msn de sohbet ediyor.. Video izliyor .. Arkadaşları ile dışarı çıkıyor dolaşıyor eve geliyor yine annesinin hazırladığı yemeği yiyor odasına gidiyor oyun oynuyor yine msn hem de saatlerce..

Peki gelecek için planların ne diyorsunuz.. Yok öyle birşey.. Gelecekten kastın ne olduğunu anlamakta zorluk çekiyor.. Bir hafta sonra mı bir ay sonra mı yıllar sonra mı emin değil.. Senin için gelecek ne zamansa diyorsunuz.. Gelecek hafta arkadaşlarla gideceği yerleri sayıyor.. Gelecekten anladığı bu yani gelecek hafta..
eğitim hayatını soruyorsun.. Okumayı sevmiyor..
Aile içinde birşeyler yapmıyor. Hayatında bir bardak yıkamamış.. Kitap okumayı sevmiyor.. Çalışmak istemiyor.. Kimseyle uğraşamazmış çünkü..

Ve bu kişinin sorunu sürekli canı sıkılıyor ve depresyondaymış.

Beni tanıyanlar ne kadar sakin biri olduğumu bilir, ama bu kızı kafasından tutup duvara vurmamak için kendimi zor tuttum.

Sen kendi işe yaramazlığını depresyona mal etme dediğim kişiler bu grupta olanlar.. Ve sandığımızdan çok fazlalar..

Depresyonun fizyolojik nedenleri de olabilir, bunu unutmamak gerekir... Örneğin kullandığınız bir ilacın yan etkisi depresyona neden olabilir.. Hava değişimi bile depresyonu tetikleyebilir.. Herşey yolunda bir sorununuz yokken de depresyona girebilirsiniz ,ama bu gerçekten ciddi bir rahatsızlıktır.. Can sıkıntısına benzemez yani.. Ama bizim görevimiz insanların yaşam şeklini eleştirmek değildir.. Sorunlarına çözüm bulmaktır.. Ama yaşam şekli soruna neden oluyorsa bunu değiştir deme hakkımız da yok.. Kimsenin hayatına müdahale edemezsiniz.. Asıl sorun burada aileler ve eğitim kurumlarında çocuğu yetiştirken sorumluluk sahibi olması gerektiği öğretilmelidir..

Her bireyin önce kendine sonra ailesine ve topluma karşı sorumlulukları vardır.. Bu bilinç aşılanmazsa bu çocuklar işe yaramaz oluyor bunu anladıkları anda da gerçekten depresyona giriyorlar. (Bu son bölüm psikoloğ bir hanıma ait. Lakabı Sibumi)






Web Tasarım ve Yazılım Dizaynist Bilişim