Hukuk Medeniyeti Anasayfa
Giriş Yap Üyelik Girişi
Haberler Haberler
İçtihatlar
İçtihatlar Koleksiyonlar
Forumlar
İnfaz Hesaplama İnfaz Hesaplama
Hukuki Soruları Sor Vatandaş Soruyor
Şerhler
Şerhler
Yargıtay Karar Arama Motoru Arama
İletişim İletişim
Hukuk Medeniyeti Facebook Facebook
Giriş Yap Üye Ol





Sitenize Ekleyin

NEDE OLSA BİZDEN DEĞİLLER…




        Öğrenim gördüğüm Akçadağ Öğretmen Lisesinde şu an ismini hatırlayamadığım sosyal bilgiler öğretmenim bize o zamanlarda bir ödev vermişti. Ödevin konusu tarihi geçmişi olan şahıslar ile röportaj yapmaktı. Ben de böyle bir röportaj ödevi almıştım. Tarihi kişilik acaba kimdir diye düşünür iken aklıma rahmetli dedem geldi. Çünkü dedem kurtuluş savaşında doğu illerinde uzun bir süre askerlik yapmıştı. Öyle şimdiki gibi altı ay ya da bir yıl falan değil. O zamanlarda mahalli imkanlarımı kullanıp Malatya’dan kaset satan dükkanların birinde bir teyp kasedi satın alıp evdeki yatay kasetçalara da koydum, basıverdim kayıt düğmesine,

            Dedem de başladı bana askerlik anılarını anlatmaya, dağda bayırda tayınsız geçirdikleri günleri, üzerlerindeki parkaların delindiği zamanları, girdikleri muharebeleri söyleyiverip durdu. Bir ara da biz oradaki Ermenileri yerlerinden yurtlarından ettik, çok palazlanmışlardı diye de anlatıverdi. Bize Ermeniler hep kötü bir şekilde belletildiği için iyi etmişsin be dedem, ellerin dert görmesin diye de bu eylemini desteklemiştim. O zamanlar da bu yaptığını o kadar normal karşılamıştım ki, sanki Ermeniler benim gözümde görüldüğü yerde vurulacak yaratıklardı. Gel zaman git zaman mesleğe girip İstanbul’a da tayin olunca Ermeni dostlarım oldu. Önce onlara yakınlaşmakta tereddüt etmedim değil, ancak tanıyınca onların da bizler gibi etten ve kemikten yaratılmış birer adem oğlu olduğunu anladım ve bir anda geçmişimle utanmadım desem yalan olur.

            Ha bu arada şunu söylemekte yarar var, bu türden fobilere bazen devleti yönetenler bazen de çıkarlarımız sebep oldu. Devlet büyüklerimiz şunlar şunlar bize düşman dedi bizlerde bu verilen işaretlere kayıtsız kalmayıp onları bir çırpıda düşman ilan ettik. Ya da çıkarlarımız bizi birilerini düşman ilan etmeye itti, tıpkı Nazilerin Yahudileri düşman ilan ettiği gibi. Bugüne gelir isek, eskinin muktedir cemaatçilerinin bir kısmına dokunuldu, gerçi onlar bizler cemaatçi değiliz diyorlar ama neyse, bizler canım ne de olsa onlar cemaatçi birçok insana zulmettiler diye olanı biteni ilahi adalete bağlıyoruz. Bağlamasına bağlıyoruz ama bu tavır doğru mu ona bakmak gerek, belki uhrevi olarak takındığımız tavır doğru, ancak hukuki olarak yanlış. Devlet içerisinde kendi kafasına göre bir yapılanmaya girilip, amirinden değil de imamından emir alınır hale gelinmiş ise bununla sonuna kadar mücadele edilmelidir. O mücadelede tamamen hukuk içerisinde ve hukuka bağlı kalınarak yapılmalıdır. Cemaat denilen bu yapı ülkemizde cılız da olsa kendine faaliyet alanı bulan muhalefeti tümden yok etti, daha doğrusu yeşermemek üzere toprağa gömdü. Şimdi ise o yok ettiği muhalefetten aman diliyorlar ama faydası yok. Zahiri muhalefetin ise onlara destek verecek ne gücü ne de mecali var…






Web Tasarım ve Yazılım Dizaynist Bilişim